« July 2005 | Main | September 2005 »
Perşembe akşamı maça gidiyoruz!!Washington State Cougarları (biz:)), Idaho Vandalları'na karşı, sezonun ilk maçı!!! Ben olsam maça bile çıkmazdım. Bugünkü antremandan aklımda kalanlar (tam değil tabii, meali):
Koç: Sizi !%@)?!!! herifler, hemen atin şu topu, god damned!
Oyuncu1: Ahbap kır şunların kemiklerini, RRHHHGGGGAAA!!
Oyuncu2: Hadi çocuklar o lanet beyinlerini dağıtalım şunların RROOAARRGGHHH!!
Koç: Heey allahın belaları sizi, perşembe akşamına kadar kendinizi toparlamazsanız hepinizin canına okuyacağım!
Oyuncular: RRROAOAARRGHHHH!! Gogogo! We go home now baby!! (ne demekse?) God damned!!
Koç: HEPSINI ÖLÜ ISTIYORUM, hadi kıpırdayın biraz, kız gibi mi oynamak istiyorsunuz ha!! Lanet olasıcalar!!! Sizin sorununuz ne ha??
Oyuncular: YIIIAAEEEEAAAAAHHGGGHH!! !?!&$**#%)!!
Bütün şehir bu maçı bekliyoruz, ben de gaza geldim tipleri görünce, inşallah sahaya atlamam!! :))
Cumartesi sabah erkenden kalkıp bisikletle 20 kusur kilometre yol yaptım, ve Moscow / Idaho Farmers Market'a vardım. Sebze - meyve, Sokak çalıgıcıları, resim/fotoğraf, tahta eşyalar, takılar, yiyecek - içecek; ve envai çeşit yerel dernek/kulüp vb standının arasında keyifli saatler geçirdim. Tanesi 75 cent'ten salatalık aldım, organikmiş (kazık). Pazarın bir köşesinde koltuklar var, masaj da yapılıyor. Amerikan köylülerinin pazarı nasıl oluyor derseniz görüntüler:
Pullman, Washington'la Idaho eyaletlerinin birleştiği yerde, bizimkilerin doktorasını yaptığı kasaba...10 km ara ile 2 tane üniversite şehri var, Idaho Universitesi Moscow'da, Washington State Universitesi Pullman'da, yani her yer öğrenci. Pullman'da Meksika vizemin çıkmasını bekliyorum, söylediklerine göre, en az 2 hafta daha sürebilir. Bu durumdan hiç şikayetçi değilim tabii, gelirken biliyordum böyle olacağını, ama istanbul'da beklemeye tercih ettim. Eee ne yapılıyor burada: Öncelikle acaip relax bir hayat sürülüyor! (Özellikle turistseniz:))
1) Bisiklet aldım! Amerika'nın yarısının gıcık olduğu ama yine de bol bol alışveriş ettiği Wal- Mart'tan $50'a geldi. Burada bisiklet yolları bol olduğundan yürümekten çok daha iyidir:)
2) WSU'nun kampüsü ve özellikle spor salonu çok güzel ve büyük. Badmintondan boksa, koşudan yüzmeye herşeyi yapabiliyorsunuz salonda, 2-3 katlı, İstanbul'da özel salonlarda bile bu kadar iyisini görmemiştim. Çinliler Badminton ve pinponda, Ortadoğulu, Avrupalı ve Güney Amerikalılar futbolda, ve Amerikalılar basketbol / koşu ve / vücut geliştirmede...
3) Dünyaca meşhuuur bir genetikçinin (Dr. L.L. Cavalli Sforza) konferansına girdim: "Understanding Human Genetic Diversity by studying its History", yarısında uyudum ama anladığım kadarından pek memnun kaldım:)
4) Bu arada, Meksika - Küba'ya hazırlık yapıyorum, bol bol okuyup rota çıkardım. İnşallah bu amigolar bir terslik çıkarmaz:). Bu arada Papeetee'de dandik pansiyon $50'dan başlıyormuş, hadi hayırlısı...
Amerika'nın kuzeybatısı doğal güzelliklerinin yoğunluğuyla tanınıyor(muş!). Gerçekten de 3 günde dağda harika patikalarda yürüdük, zümrüt yeşili göllere girdik, fışkıran kaynaklarda serinledik, Türkiye'de birarada göremeyeceğimiz yabani dağ keçilerini, chipmonk'ları (fareyle sincap arası bir hayvan, çok sevimli), yaban tavuklarını yakından gördük; sadece meşhuuur siyah ayıları göremedik; ona da pek üzülmedik :).
Her yer milli park, ve her şey kurallara bağlı. Mesela dağda 3-4 gün yürümek istiyorsunuz; gidip ranger merkezinde çekilişe katılıp (biraz popüler bir bölge de:)), kazanırsanız evraklarınızı hazırlıyorsunuz, sonra da kamp yeri dışında hiç biryerde geceleyemiyor, milli parkın büyük bölümünde ateş bile yakamıyorsunuz. Ateşsiz kampın tadı çıkmaz, ama başka türlü doğayı bu kadar el değmeden korumak mümkün değil sanırım. Bir gölün suyu bu kadar mı temiz olur, kamp yerinde bir önceki gruptan bir tane mi bir iz kalmaz??? Helal olsun, darısı başımıza...
Enchantments'a (göller bölgesi) 2 günde çıktık 1 günde indik; eski dostlarla en sevdiğimiz yerde, doğadaydık yani yine...Yolumun üzerinde inşallah daha çok fırsatlar olacak (Kayıp Aztek şehirlerine yürüyüş - Karayiplerde dalış ve surf - Ekvator volkanları - Amazon ormanları ve patagonya buzulları, daha aklıma gelenleri saymayım annem fenalaşacak yine...). Bu arada eskisine göre oldukça köfteleşmişim(-iz), dağda 3 gün sonra bigmac'leri bile özlemeye başlamıştım :)
Suzi ve Buzi ile Leavenworth'te buluştuktan sonra, dağlarda "Büyülü Göller" anlamına gelen bir bölgeye 3 günlük bir yürüyüş yaptık; son gün eve dönmeden de bir yarım günü daha bu Alpin kasabada geçirdik. Evet Cascade'lerin ortasına bir "Bavyera Köyü" kurmuş uyanık Leavenworth'lüler, Bratwurst - Bier - Bayern - Ahoi vs. deyip, binlerce turisti ağırlıyorlar!! Allahtan lise ve sonrasında almanlarla yeteri kadar haşırneşir olmuş, bir de dünya gözüyle gerçek Alpleri görmüştük...Burası hoşumuza gitti doğrusu; ama orijinalin yerini tabii ki tutamaz...
Caddeler sosisçiler, müzik kutucular, deri şortları ile sıcaktan kurdeşen döken 80 yaşında amcalarla çok renkli...Almanca şarkıları dinleyip, bir de "Uncle Uli's" veya "Andreas Keller" restorana oturdunuz mu tamam işte alpler...
İlgimi çekenler:
Seattle'da turist haritalarında REI mağazasının yerini gösteriyorlar ve yolda kime sorsanız tarif ediyor. REI Amerika'nın ve sanırım dünyanın en iyi outdoor ekipman mağazalarından biri; daha 10 - 15 sene kadar önce Türkiye'de dağa ya da doğaya giderken hayal bile edemeyeceğiniz malzemelerin KAYNAĞI. İçindeki kocaman yapay tırmanma kulesi ve bilmemkaç km'lik bisiklet deneme parkuru ile benim gibi fanilerin rüyası olan bir mağaza...Şirketteki arkadaşlarımın verdiği hediye çeki ile burada hayatımın en memnun :) alışverişlerinden birini gerçekleştirdim; herkese tekrar teşekkürler...Neler aldım: Ultra (ultra!) light bir yağmurluk, bir tropik iklim pantolonu (ben öyle demeyi seviyorum), kemer, katlanabilen 1 lt'lik su şişesi, kaldığım yerlerde - gece uyurken vb laptop'u ve diğer değerlileri koyacağım Pacsafe çelik ağ torba (valla hafif:)); aylarca giyilen ve en az 16 ülke gezme garantisi veren iç çamaşırı (pardon ama öyle diyor!)...Bazı şeyleri geri gönderebilirim artık belki, mesela önceki yağmurluğum şimdikinin 10 katı ağırdı, ayrıca iç çamaşırları dünya turu garantili değildi hehehe!!!
Seattle'a gelince bir önceki yazdıklarımın NewYork için geçerli olduğunu anladım. Buradakiler şeker gibi, ayrıca herkesin motoru, dağ bisikleti ya da kanosu var cenet gibi bir yer.
Levanworth adlı kasabada Buzi ve Suzi ile uluştuk, dünyanın öür ucunda...Cascade'leri en güzel rotasında 3-4 gün yürüyüş bizi bekliyor, OLLEEYYY!!
Yolda tanıştığım Amerikalı şeker gibi bir çift aşağıda, Jim amcanın anlatacak çok şeyi var, Mary teyze ise ya alzheimer ya da Türkiye diye biryeri hiç duymamış hayatında sağolsun, 1 saatlik otobüs muhabbetimizde 5 dakikada bir "peki sen nerdensin şimdi??" diye sorup durdu...3-4 gün Kuzeybatının en güzel dağları Cascade'lerdeyiz...
Bugün NewYork'tan Seattle'a geçtim. Yolda yaşadıklarım ve düşündürdükleri:
1) "Güvenlik" nedeni ile size herşeyi yapmaya hakları var, herkes kraldan çok kralcı, ayrıca şüpheli hareketlerini gördüğünüz herkesi lütfen 1-800 - xxxxx'e bildirin. Bu kadar paranoyak insanı bir arada görmemiştim. Havaalanında ayakkabıma sürttükleri o bezle seyyar kimya labarotuvarlarında neye baktılar çok merak ediyorum.
2) Genetik olarak "servis" sektöründe çalışmaya müsat değil buradakiler :). Sistemler mükemmel kurulmuş ve işliyor, herşey otomatize, ama bir insan evladı ile karşılıklı bir işiniz varsa, tam bir facia..."Şunun parasını alalım ve burdan hemen sepetliyelim" bakışları ve "Zaten evde sorunlarım var, bu işi de açlıktan ölmemek için yapıyorum, beni fazla uğraştırma" davranışları arasında geçinip gidiyorsunuz.
3) ~$ 300'lık NY - Seattle uçağında insana yemek vermiyorlar. Yani veriyorlar da $5'a kuru sandviç, yersen...Yüzlerce dolar verip uçağa biniyorsunuz ve karşınızda minibüsçü kahyası gibi elinde tomar tomar parayla size $ 5'lık sandviç satmaya çalışan hostesler...Bu kadar küçük düşünen ama aynı zamanda dünyaya hakim dev şirketleri olan ilginç bir ülke...
NewYork'tan bazı görüntüleri siteye ekledim. İyi seyirler!