My Photo

Neredeyim?

Site güncellenince haber ver!


  • Lütfen mailinizi bırakın:
     
    Blog Updates by Bot A Blog

Yeni Eklenenler

XML

March 31, 2006

Guzel Anlar - 13

P1060416 Hanga Roa'dan Rano Raraku'ya giden yolda "Mavi Fırtına" ile yalnız ikimiz varız ("Tornado Azul" =Mavi Honda XR 200üm, ismini anahtarlığından öğrendim). Adanın güneyinde sonsuz bir ruzgar aklısıra bize engel olmaya çalışıyor; kayalarda patlayan dalgaların sprey bulutu defalarca yüzümüzü yalıyor. Güneşin son demlerindeyiz;  sapsarı, yemyeşil ve masmavinin ortasında biz simsiyah asfaltta sonsuz hızla "uçuyoruz", bu gitmek değil çünkü...Adanın en "gizemli" noktası Rano Raraku tepesine doğru yol alıyoruz; hani dev Moai'lerin yapıldığı madene...En son ne zaman bu kadar bagirarak şarkı söylemiştim, ya da "kendikendime" bu kadar mutlu olmayı becerebilmiştim???  Bu RapaNui ruhumda derin izler bırakmaya devam ediyor. Bu arada Mavi Fırtına toprak yolda da hız kesmedi; "sakin ol oğlum!!!"

P1060352P1060360P1060362   

March 18, 2006

Güzel Anlar - 13

P1050898 Gündüz kuşlarının bağrışları ile gece batakliktan yukselen koronun arasinda cok kısa bir zaman, tüm doğa sessizliğe büründü. Sonra nehir kenarında yaktığımız dev ateşin kenarında dünyanın dört bir tarafından, en az dört farklı hayatın büyük bir rastlantı sonucu bu güzel anı paylaşmasına hiç şaşmadan, gülündü, biralar içildi. Her zamanki gibi konuşurken gözler alevlere takılı kaldı. Gökyüzünde binlerce yildiz, çevremizde nefes alan, hareket eden, belki de bize bakan binlerce can daha vardı. Biraz ötede koca bir gövdenin nehire atlarken çıkardığı ses duyuldu. Bu gece evrende yine küçücüktük...

January 25, 2006

Guzel Anlar-10 (Dunyanin sonunda dunyanin en iyi kitapcisi)

P1040677Heryerde en sevdigim dukkanlar kitapcilar; kitapcida saatlerce "dolasmayi" kitap almaktan; kitap "almayi" Kitap "okumaktan" daha cok seviyorum! Yine bir gun Ushuaia sokaklarini asindiriyorum, bir o yana bir bu yana :)! sahile inen yokuslardan birinde guzel bir kitapci vitrininine rastlayip; hemen iceri giriyorum...Muhtesem!!!!

Girer girmez duvarlarda Shackleton'un efsanevi Guney Kutbu kesif gezisinden fotograflar karsiliyor; hani 1910'larda gemileri buza sikisinca 28 adam aylarca buzda mahsur kalir, sonra Shackleton ve 4 adami duduk kadar bir sandalla dunyanin en zor denizini gecerler ve tum adamlari sagsalim kurtaracak yardimi getirirler...(Hatta biri soyle demis bu konuda-yaklasik- :"Bilimsel seyahat ve kesif ruhu icin Scott'la olmak iyidir, kutuplarda efektif seyahat ve hiz icinse Amundsen'le; ama isler en kotuye gittigi anda yaninizda Shackleton olmasi icin dua edersiniz!")

Diger duvarda Drake Bogazi'ni gecmis denizcilerin esprili yazilari ve imzalari; onlarca birbirinden guzel harita; ve raflarda hayatiniz boyunca okuyup bitiremeyeceginiz kadar cok (yeni / eski) "kesif" kitabi! Ozellikle Antarctica ve Patagonya'nin ilk kasifleri, binlerce metre duvarlara tirmanan dagcilarin yeni kitaplari, epik kurtulus oykuleri vbvb...Yani bir cennet! Burada da saatlerce dolasip her kitabi elliyorum, bir kitapcim olsa boyle olurdu diye dusunuyorum...Bu tarz bir kitapci Nepal'de de vardi ve dayanamayip 5 kitap birden almistim (ucuzdu biraz!)...Simdi yolum uzun, sadece 1 taneyle idare ediyorum; ama gozum arkada kaldi...Aldigim kitap (ne alaka?): Chasing Che (A Motorcycle Journey In Search of the Guevera Legend) /Patrick Symmes

January 07, 2006

Guzel Anlar- 9 (ISTANBUL- El Meson del Sultan!)

"Terbiyeli siskebap + Ayran!"

P1040102 Iskender, zeytinyagli fasulye, kadinbudu kofte ve cacik hayalleri kurmaya baslamistim tam da...Kah domuz eti, patates kizartmasi, ve tavuktan oteye zor gecen dandik Sili restoranlarinda; kah dunya fast food devlerinin renkli plastik tepsilerinde buyuk zulumler yasandi simdiye kadar. "Etli hunkarbegendi hayal ederek yenen kacinci patates puresi bu zalim kader!!" diye isyan edecekken...ONU GORDUM!

"ISTANBUL - El Meson del sultan" Restaurant...Menuye yarim saate yakin bakiyorum, hepsini yiyemeyecegim sonucta biliyorum ki; onun icin iyi bakmali...Sadece "Baslangiclar": Zeytinyagli Dolma - Zeytinyagli Barbunya - Zeytinyagli Fasulye - Midye dolma- Sigara Boregi - Imam Bayildi - Patlican Kizartma - Haydari - Ezme - Kisir....

"Gercek" ayranimi yudumlarken fonda, "Neden saclarin boyle beyazlanmis arkadas, sana da benim gibiiiiii cektireeen mi vaaar?" caliyor hehehe!!!

"Kim Turk?" diyorum kapida; sadece sahibi Turkmus; o da su anda disarida...Ismini bilmedigim Turk mutesebbis - kahramana yurekten tesekkur ediyorum; en zor animda yanimda oldugu icin!! :) Turkiyeme selam, yola devam; bu doping beni en az birkac ay daha goturur!!

December 27, 2005

Guzel anlar-8 (Machu Pichu'yu kesfim :))

P1030423 Rengarenk Inka baskenti Cuzco'dan, daglardaki kayip Inka sehri Machu Pichu'yu "kesfetmeye" gidiyorum trenle...Benden once yuzbin kadar kisinin gitmis olmasi HIC onemli degil; sanki 1911'de yuzyillarca suren yalnizligindan sonra kayip sehri bulan ekiptekilerden biriyim; ne motivasyon!!!Yuzlerce fotografini gordum, sayfalarca hikayesini okudum; ama simdi gercekten gidiyorum! Tren yemyesil, derin vadilerin ortasinda ilerliyor; misir tarlalari, yerli cocuklari...Tenha vagonda bir o cama bir bu cama yapisiyorum, iste Ollantaytambo koyu...Tren cok konforlu; ama bu vadiyi 100 sene once P1030409 katirlarla gecmek; Inka efsanelerinin izini surmek; kesif yolculugu icin tasidigimiz acaip aletlere hayranlikla bakan koylulere "kayip sehri" sormak,  ve sonunda dik bir yamacin tepesinde onu gordugumde heyecandan nefes almayi unutmak isterdim!!!

Ollantaytambo'lu teyzeler ellerindeki bebekleri 10 Sol'a (3 Dolar) satiyor tren camindakilere; yerim olsa hepsini alirdim -ne yapicaksam o kadar bebegi artik?!- bugun "Navidad", teyzeler de sevinsin degil mi ama!?? Tren bir ileri bir geri sarsiliyor, hareket ediyoruz...Raylarin yanindan el sallayan teyzeye ben de camdan sarkip "Feliz Navidad!" diyorum...:))

December 21, 2005

Guzel Anlar - 7 (Colde Cay -degil Bira-!)

Peru colunun ortasinda gece oldu. Bir bar taburesinde oturuyorum; uzerimde hasir dam onun ardinda sonsuz yildizlar, sakin serin sessizlik...Burasi gibi yerler icin Guney Amerikalilar soyle diyor: "Donde el diablo perdiso su poncho" (= hicbiryerin ortasi). Hafif cizirtili radyomuzda "caz" caliyor, Christmas sarkilari...

Yanimda oturan uzun ince, daginik sacli, safari gomlekli Belcikali 4 aydir Bolivya ve Peru'yu dolasiyordu; cektigi dialari, donunce, calistigi spastik cocuklar merkezinde gosterecek. Cocuklarin her seyahatinden sonra fotograf ve hikayelerini ne kadar buyuk bir heyecan ve hayranlikla izledigini anlatiyor, suratini sekilden sekile sokarak; resmen cocuklarin o hali gozumun onunde canlandi!

("Bize 2 Cuzqueno daha!")

Yolculuk hikayelerimiz var birsuru paylasacak; bir zaman "en kotu" olan anlarimiz, simdi bizi en cok gulduruyor; zamanin garip bir espri anlayisi varmis...Saatlerce konusup adini son anda, geceyarisi odama giderken sordugum yabanci guzel seyler anlatti diye dusundum; cocuklarla birseyler paylasmanin hazzini biraz ben de biliyorum sanirim; bakalim, dusunecek cok vaktim var...

November 28, 2005

Güzel Anlar- 6 (Cotopaxi'de günün ilk ışıklarını karşılamak...)

P1020785_1 Sabah 1.30 tan beri yuruyoruz. 5600 metre civarında bir yorgunluk aninda, 3 kişi yanyana oturuyoruz; "Su ister misin İris?" - "Gracias...". Kalkana kadar başka bir konuşma geçmiyor; çantama yaslandım, ayaklarımı uzattım; hafiften ama buz gibi bir esinti yakalarımdan içeri girmeye çalışıyor, iyice kapandım...  Sonraki 5 dakika boyunca sessizliği dinledim; karşıda dağlara güneşin ilk ışıkları vuruyor; ve de üzerinde oturduğum Cotopaxi'nin dev gibi gölgesi...Ne kadar büyük!

Şu aşağıda Borges'in yazdıklarını ilk okuduğumda ne etkilenmiştim!! Onun listesindekileri tek tek gerçekleştirmek; hayatımı böyle yaşamak isterim...Şimdilik fena değilim...

Bir Daha Gelirsem Eğer

Eğer yeniden başlayabilseydim yaşama, İkincisinde daha çok hata yapardım! Kusursuz olmaya çalışmazdım, sırtüstü yatardım... Neşeli olurdum, ilkinde olmadığım kadar; Çok az şeyi ciddiyetle yapardım! O kadar temiz olmazdım, daha çok risk alır, daha çok seyahat eder, Daha fazla güneşin doğuşunu seyreder, daha çok dağa tırmanır, Daha çok nehir aşardım... Görmediğim yerlere gider, daha çok dondurma, daha az bezelye yerdim! Problemlerin daha gerçekçi olurdu hayali problemlerim ise daha az. Hayatın her anını gerçekçi ve üretken yaşayan insanlardandım. Elbette mutlu anlarım oldu ama yalnız mutlu anlarım olmasına çalışırdım. Farkında mısınız bilmem; yaşam budur zaten... Anlar, sadece anlar. Siz de 'anı' yaşayın 'şimdi'yi yakalayın. Termometresi, bir şişe suyu, şemsiyesi ve paraşütünü almadan Dışarıya çıkmayan insanlardandım. Eğer yeniden başlayabilseydim, daha hafif seyahat ederdim. Eğer yeniden başlayabilseydim, ilkbaharda ayakkabılarımı fırlatır atardım. Ve sonbahar bitene kadar yürürdüm çıplak ayaklarla. Bilinmeyen yollar keşfeder, güneşin tadına varır, çocuklarla oynardım. Bir şansım daha olsaydı eğer. Ama şimdi seksenbeşimdeyim ve biliyorum ki...
Jorges Luis Borges   

October 07, 2005

Guzel Anlar- 3 (Dun aksam...)

Kapidaki Hawaii gomlekli ve siyah gozluklu adam beni kandirmak icin 1 bedava icecek kuponu verdi. Hay Allah pahaliymis da?? Amaaan bir daha ne zaman gelecegiz Karayiplere? 2 dakika sonra garsona: "Una pesca a la Veracruzana y una ensalada mixta por favor" diyorum. Mariachiler yanimda bagiriyor:"La Cucaracha la Cucaracha ne guzelsin sen :)"(Allahtan ispanyolcam bozuk da sarkinin sozlerini tam anlamadan keyifle dinleyebiliyorum:). Agzinda limonuyla Pacifico'm geldi iste...Baligimi beklerken muzigin ritmiyle ayaklarimi bir saga bir sola salliyorum. Herhalde komik de gorunuyordur.

Hava cok guzel, muzik cok guzel, ve iste Karayiplerde balik yiyorum. Onumde Palaya del Carmen'in denize paralel 5. caddesi capcanli: Isiklar, restoranlar, cafeler, mariachiler ve yerlerinde sallananlar...Daha buraya gelirken caddede, gulumsememi tutamiyorum; resmen yanaklarim geriliyor ve dudaklarim yanlara acilmak istiyor.

Hawaii gomlekli amigo "her sey yolunda mi?" diye soruyor. Hersey yolunda!!! :)

September 23, 2005

Guzel Anlar-2

P1010596_yeni Oaxaca Zocalo'da(Meydan) meydana bakan masalardan birinde aksam yemegi...Hava hafif hafif kararirken gelen muhtesem bir meyve kokteyli...Daha tadina varamadan meydanin karsisindan yukselen muzik sesleri...Saksafon, gitar, trompet, maracas birbirine karisiyor...Kalabalik toplandi...Yasli amcalar kenarlara oturmus en az kendileri kadar yasli bayanlari dansa kaldiriyor...Yazdan kalma Oaxaca aksaminda en az 30 cift; kararan gokyuzunun altinda, 500 yillik kilisenin kabartmalarla suslu kule duvarina karsi meydanda suzuluyor. Sanki hepsi salon danscisi...Muhtesem bir muzik; gozlerde hala eski gunlerin heyecani, birbirine sarilan eller...Cok guzel bir gece...OAXACA'da son gece...

September 15, 2005

Güzel Anlar-1

P1010276_2

Sabah erkenden kalkıp, herkes işe giderken Pike Market'e inmek...Çiçekçiler ayçiçeklerini dizmeye başlarken aralarından geçip, sonbahar sabahının serinliğini bacaklarında hissetmek...Sokağın karşısındaki "ilk" Starbucks'ta kahve kokusunu içine çekerek Latte beklemek...Bu sokağın kışın ne güzel olacağını düşünmek...Kırmızı şapkalı ve walkmenli amcanın tezgahına asmaya başladığı komik T-Shirtlerin üzerlerini okumak...En iyisi -ve bu amcaya hiç uymayanı- : "Employee of the Month" :)

"Fotoğraf Albümleri'ne" yeni bir kaç Seattle fotoğrafı ekledim...