My Photo

Neredeyim?

Site güncellenince haber ver!


  • Lütfen mailinizi bırakın:
     
    Blog Updates by Bot A Blog

Yeni Eklenenler

XML

June 27, 2006

Sorular - Cevaplar: AŞILAR / SAĞLIK

Dünyanın bazı bölgelerinde güvenle dolaşmak istiyorsanız gerekli aşıları yaptırıp gitmek yerinde olur; bazı ülkelere bu aşılar olmadan girmek mümkün değil hatta. Güncel bilgileri Hudutlar ve Sahiller Genel Md. sitesinde ya da burada bulabilirsiniz.

Cangıl veya bataklık gibi sıtma riski olan yerlere gidecekseniz ya önleyici ya da tedavi edici ilaçlardan yanınızda bulunmasında fayda var.

Gözlük ya da lens kullanıyorsanız reçetelerinizi de yanınızda taşımayı, yola çıkmadan diş hekiminizle görüşmeyi unutmayın! :)

June 26, 2006

Sorular - Cevaplar: İSPANYOLCA

Learn_spanish_1 Latin Amerika'da dolaşmaya karar verdiyseniz önce biraz ispanyolca öğrenmek kesinlikle iyi bir fikir! Gitmeden başlayabileceğiniz gibi; benim gibi yolda (Antigua / Guatemala veya Quito/ Ekvador'da mesela) kurs veya özel ders alarak da geliştirebilirsiniz. Latin Amerik'nın kalbi sokaklarda atıyor, insanların sıcakkanlılığı görülmeye değer, muhabbet konusunda siz bir adım atarsanız onlar 10 adım atmaya hazır :). Orta ve Güney Amerika'nın neredeyse bütün büyük yerleşim yerlerinde kolayca bir kurs ayarlayabileceğiniz için yola çıkmadan internetten vb bir yer ayarlamaya çalışmayın; gittiğiniz yerde yüzyüze görüşmek, fiyatları ve okulları / hocaları karşılaştırmak çok daha verimli; ayrıca emin olun orada öderseniz pazarlık edebilir, daha az ödersiniz. Dil öğrenmenin en verimli yolu kız/erkek arkadaşlar galiba; ama grameri pek iyi öğrenemiyor insan o yolla...

June 20, 2006

Sorular - Cevaplar: BOYUM UZADI MI?

Dikkat!: Felsefe Yapıyorum :)

Pek çok arkadaşım, "Eee neler değişti şimdi peki hayatında? Hiç birşey eskisi gibi olmayacak değil mi? Ne hissediyorsun, şimdi bir boşluğa düştün mü?" gibi sorular sordu dönünce. Gezdim de boyum mu uzadı yani? EVET! Her 2 anlamda da: 1) O kadar kilo vermişim ki, orantım bozulmuş :), ailem ve arkadaşlarım "aaa boyun mu uzadı senin?" diyor görünce. 2) Dünya ve kendim hakkında yeni fikirlerim - duygularım var. Yani belki oradalardı zaten de ben yeniden keşfetim. Mesela şöyle birşey:

Hayat bir nehirmiş! (Bazen ellerini bırakmak gerekiyormuş)

Üniversiteden "işletmeci" olarak çıkıp, kurumsal bir şirkete girip çalışmaya başlamak, renkli, her bir taşı ve çiçeği birbirinden farklı havzasının dört  bir tarafındaki küçük kaynakların gücünü, bir yatakta toplayan hayat nehrine girmek gibiydi. Üniversitedeyken o "küçük" ve güzel suların yeryüzüne çıktığı tepelerdeydim, ileride birleştikleri koca - biraz ürkütücü - akarsuyu görüyordum tabii, ama o "an" istediğim yere gidebilmenin, istediğim "şeyi" olabilmenin keyfini çıkartıyordum açıkçası. Bu arada yollar doğal olarak oraya, nehre yönlendiriyordu insanı adeta, yokuşaşağı...

Sonra o nehre "girmenin" zamanı geldi dediler, zaten pekçokları suyun çalkantısına kapılmış önümde akıp gidiyordu halihazırda, eh ben de atladım. Kısa süre sonra nehirde biryerlere çarpmadan, hafiften yönümü tayin ederek ilerlemenin yollarını öğrenmiştim, ama sonuçta o nehir gibi hayatın içinde sınırlarımız ve yönümüz kesin olarak belirlenmişti; öyle sağa sola taşmak, tersine yüzmeye çalışmak yoktu, zaten gücümüz de yetmezdi buna. "Elden geldiği kadar" debelenerek, küçük manevralar becerip, kendimiz bir yöne gittiğimizi sanıyorduk aklımızca, o nehrin aslında nereye gittiğini bazen unutarak.

Sonra bir gün dedim ki, "yaa debelenip duruyorum, müthiş bir emek ve enerji harcıyorum bu işe, nedir?". Aniden kendimi o güçlü akıntıya bırakmak geldi içimden, onunla mücadele etmek yerine "bakalım nereye gidiyormuş bu?" dedim, elimi kolumu sallayıp debelenmeyi kestim. Önce korkutucuydu, etrafta pek kimsenin yapmadığı, denemeye korktuğu bir yöntemdi sonuçta -ellerini çırpmayı sakın bırakma!diyordu herkes-.

!!!!!

Bir süre sonra nehrin etrafında koşuşturan canlıları farketmeye başladım, daha önce hiç farketmediğim çalılar, birbirinden nefis çiçekleriyle ağaçlar, sevimli hayvanlar, meğer hepsi oradalarmış da ben bakmayı unutuyormuşum sadece. Nehirle mücadele etmek yerine kendimi akıntıya bırakıp, kendim ve nehir hakkında düşünme fırsatı bulduğum, bu sayede etraftaki güzellikleri de doyasıya içime çekebildiğim bir dönem oldu BU SEYAHAT.

Akıntı beni oldukça uzaklara taşıdı, üstelik sağsalim ve fazla yorulmadan. Bir "Okyanusa" çok yaklaştığımı hissediyorum, aslında bunun kadar yönü ve boyutları belli olmayan, çok büyük bir su kitlesi daha var yani ileride, artık biliyorum. En azından oraya fazla yorulmadan ulaşmak üzereyim.

İşte, boyum uzamadı ama filozof oldum ben (!), hayatla ilgili herkesin yaptığının doğru olmak zorunda olmadığını kendime -geç de olsa- ispat ettim, bir hayalime "tick" attım, bu sefer kendime biraz daha güvenerek, hayatımla ilgili daha büyük ne yapabilirim? diye sormaya başladım. Bu halimden memnunum şimdi...

June 15, 2006

Sorular - Cevaplar: VİZE?

Airportsign_1 "Ben gidiyorum!" diyenlere "Önce şu İstanbul Emniyet Müd.ne 503 YTL yatır pasaportunu al" diyorlar bizim burada - Asgari ücret 380 YTL bu arada- . Sonra bir heves ucuz uçak arama faslı başlıyor. 1 ay içinde istediğiniz yere ucuz bir uçuş bulmak ne zor; 9 ay öncesinden ne yapacağımızı bilsek ve planlayabilsek "ALMAN" olurduk zaten değil mi ama? Bilete yüzlerce doları bayılıp o "sabahı" iple çekiyoruz - ucuz olduğu için sabah 7den önce kalkmak zorundadır bizim uçak genelde çünkü-. Son dakikada kendi ülkeme kırgın ayrılmanın adı: "Yurtdışına çıkış harcı" oluyor. Vize ise apayrı bi konu:

Sınırlar falan kalkMAMIŞ; fiziki anlamda yani. En azından benim gibi lacivert pasaportlu faniler için..."Sabah 5 vize kuyrukları", bazısı bilmediğim bir dilde doldurmam beklenen onlarca belge, fotokopi, dilekçe; kapıdaki işgüzar konsolosluk güvenlikçisine ve içerideki suratsız vize memuruna "şirin görüneyim de bir arıza çıkmasın" tedirginliğim; yeni yerler görme heyecanıma ağır darbeler indirip adeta vazgeçirmeye çalışan dangalak prosedürler. Bu arada benim TR'de yaşadığım en olumlu vize deneyimi hangi ülke ile gerçekleşti bilin bakalım: Tabii ki KÜBA!!!

Notlar:

- Mesela Dünya Turu bileti niz varsa işler oldukça kolaylaşır.

- Pasaportunuzun seyahat bitiş tarihinden sonra en az 6 ay daha geçerli olmasını istiyorlar pek çok yerde.

- Yoldayken vize toplamak, TR'den hepsini almaya uğraşmaktan daha efektif; tabii ki zaman konusunda çok daha esnek davranabilmeli; hatta "vize vermiyoruz" diyen ülkeden vazgeçmeyi de göze alabilmeli insan.

- Ben yola çıkmadan ABD ve Küba vizesi aldım yalnızca; Meksika, Peru, Tahiti, Y. Zelanda, Avustralya ve İngiltere'ye yolda vize aldım.

- Meksika en zoruydu, 1 ay bekledim!

- Avustralya en kolayıydı, 5 sn. bekledim!

- Küba pasaporta damga yerine ek bir kağıt verir. ABD'ye vb girerken başınız derde girmez.

- Her yerde gerekenler: Kredi kartınız, seyahat çekiniz (hangisi varsa) , hesap bilgileri, uçuş ve kalışla ilgili ayarlamalar (internetten göstermelik de olsa)...

- Puanlama: Sağlık sigortanız varsa= +10 puan, acınacak bir surat ifadesi= + 5 puan, "niye ülkenden almadın!" diye azarlamaları alttan alıp olay çıkarmama iradesi= + 5 puan, vize memuru ile kişisel muhabbet (dikkat, tipine göre!)= +3 puan, en son tatilinde TR'ye gelip erkek arkadaş bulan vize memuresi (Yeni zelanda'da başıma geldi!)= + 20 puan, aynı vize memuruna sarkıntılık ve elle taciz yaşansaydı= - 20 puan...

- Vize harçları da önemli bir yekün tutuyor, son uğradığım ülkelerin (Y. Zelanda- Avustralya - İngiltere) vizesine ortalama 100'er dolar vermişimdir.

June 13, 2006

Sorular - Cevaplar: KAÇA?

"...Birilerinin gözlerini yaşlarla doldurmadan önce, sen ağlamalısın. Birilerini birşeylere inandırmadan önce, o şeye sen inanmalısın."  - W. Churchill

Dolar İşte buradayım. Ama inandığım şeyle ilgili, belki başkalarının da -bir ara benim olduğu gibi- zaman zaman akıllarına takılan bazı soruları vardır. Kendi tecrübemden çıkardığım bazı küçük hikayelerin önümüzdeki kısa zaman dilimi içinde dünyanın çeşitli yerlerinde "olmaya" karar veren bazı arkadaşlarımın işine yaradığını, hatta bazen motive ettiğini görünce; bir soru - cevap kategorisi yapıp paylaşmaya karar verdim! Yaşasın hep "Merak Edenler" :)

Akıllardaki ilk soru neredeyse her zaman "kaça?" oluyor. Yaşananları rakamlara ve para birimlerine indirgemeye, mutluluğu sadece maddiyata bağlamaya imkan var mı hiç; ya da hangi sponsorluk, hangi bütçe o "anları" satın almaya yeterdi bilemiyorum! İşte "utanarak" değil ama biraz "çekinerek":

~15.000 Dolar harcamışım.

Bu rakama uçak bileti, vizeler, yeme içme yatma, cüzdanımın çalınması ve harika kazıklanmalar; ayrıca "o an" dünyada en sevdiğim insanın yanımda olmasının etkisi ile -bazen- umarsızca harcamalar dahil :)

Ne Öğrendim?

- Ayda 1.000 dolar "Dünya Seyahati" için makul bir öngörü. Tabii ki Güney Amerika'da daha az; Pasifik'te daha fazla harcadım genelde, yani yalnız G. Amerika ve UzakAsya'dan oluşan bir seyahatte daha az; Amerika - Avrupa- Pasifik'i kapsayan bir seyahatte daha fazla harcamak normal. İyi hotelde kalmak lüks restoranda yemek ve turla gezmek isteyenler, benden daha saftirik olup (zor gibi:) her dolandırıcıya yardım edenler, alkol -  kumar ve diğer kötü alışkanlık sahipleri bu bütçeye biraz daha ekleyebilir.

- Beklenmedik harcamalar mutlaka çıkar! Tam tasarruf etmeye karar verirsiniz pantalonunuz cart diye otobüsün kapısına takılır yırtılır; uçağınız rötar yapar kendinizi geceyarısı ilk defa girdiğiniz bir şehirde bütçenizin üzerinde - pahalı bir otele atmak zorunda kalırsınız; ya da gün gelir  100 dolarlık sahte -yerel-parayı sınırda sevinçle kabul edersiniz...

- Bende bir acaiplik var: 1 dolar tasarruf etmek için 1 km ötedeki diğer büfeye yürümeyi göze alan ben, 250 dolarlık bileti alırken gözümü kırpmıyordum. Küçük hesap adamı mıyım yoksa? :)

- Sevgilim yanımdaysa 0'ların falan hiç bir anlamı yok! :)