My Photo

Neredeyim?

Site güncellenince haber ver!


  • Lütfen mailinizi bırakın:
     
    Blog Updates by Bot A Blog

Yeni Eklenenler

XML

June 28, 2006

Son post :)

P1050490 Seyahatten döneli tam 1 ay oldu. Şimdi artık paylaştığımız güzel "seyahat" anlarının esprisini kaçırmamak için siteyi güncellemeyi tadında bırakıp, bu hali ile tutmayı düşünüyorum. Sadece yeni bir seyahat - siteyle veya benle ilgili ilginç bir durum vb ortaya çıktığında yazarım şimdilik. Döndükten sonra Atölye'den Tunç'la yine bir söyleşi yaptık, ilgilenenler buradan okuyabilir.

Not: Mesela bir sonraki seyahat projesinden haberdar olmak isterseniz, yandaki kutucuğa mailinizi bırakabilir; ya da belki kendi çıkacağınız macera ile ilgili benim yardımcı olabileceğimi düşündüğünüz bir konu olursa maille her zaman ulaşabilirsiniz :) . Herkese desteği için teşekkürler, görüşmek üzere!!!

June 26, 2006

Şarkılarla Dünya Turu - 4

P1020309 KÜBA! "Bir" tane bulunan şeyler değerlidir ya, Küba dünyanın en güzel - en değerli ülkesi! Perişan sokakları, belki fasülyeden fazla birşeyi bulamayacağınız sokak pazarları, bazen "kazık" restoranları ile seyahat listesindeki en kolay ülke değil kesinlikle; ama o insanları - o hayatı da başka biryerde yaşayamaz, o havayı başka biryerde soluyamaz insan! Küba'ya birgün mutlaka dönmek istiyorum...

>>>El Cuarto de Tula

Şarkılarla Dünya Turu-3

P1050756 Brezilya!!! Şubat başlarında sıcak mı sıcak bir gecede Sambadromo'daydık, Dünyanın en renkli - en büyük - en pahalı partisinde önümüzden samba yaparak akıp geçen yüzlerce "çıplak" kıza el ve bayrak sallayıp neşeyle bir o yana bir bu yana zıplıyorduk. Yüzlerce kişiden oluşan gruplar davullara vurup ritmi verdi, gülümsemekten yanaklarım, el çırpmaktan avuçlarım acıdı...Konumu itibarı ile dünyanın en güzel şehirlerinden biri olan Rio'da "Karnaval" zamanı, unutulmazlar arasında...

>>>Soy Loco por ti America! (~Amerika sana deli oluyorum :)

June 19, 2006

Şarkılarla Dünya Turu -2

Sapkali Mexico! ABD'den sonra bizim bildiğimiz "hayat"ın tekrar karşıma çıktığı, sokaklarında gecelerce bağımsızlığını kutladığım, gürültülü ama sımsıcak insanların, Aztec'lerin ve Maya'ların mirası birbirinden ilginç antik şehirlerin, beyaz kumlu - turkuaz denizli karayip sahillerinin, herşeye karıştırabileceğiniz "acı"lı sosların, her meydanda rastlayabileceğiniz mariachilerin ülkesi...Meksika'da insanın kendini yabancı hissedebileceğini sanmıyorum, "neşeli" ama "uyuşuk" olun, tekila - siesta ve fiesta (parti!)yı ihmal etmeyin yeter!

Viva Mexico! Viva el Mariachi!

>>> Cumbia Cumbiachi

>>> La Reina (Ana Gabriel)

June 16, 2006

Yeni linkler!

Linklere Margotto'yu (Kalplerdeki Kaymak...!), keyifli yazıları ile Journey to Blue - Dilayra'yı, yakında inşallah yola çıkacak arkadaşım Özlem'i (Özlem Pansiyon!), sevgili adaşım Barış K.'nın maceralarını ve eski dostum Zeki'nin fotoğraflarını koyduğu sitelerini ekledim.

June 15, 2006

Şarkılarla Dünya Turu- 1

Mercedes20sosa Yoldan topladığım müzikleri dinliyorum bu aralar. Dinledikçe insanı uzaklara çağıran, dünyadan sesler - enstrümanlar...Bu seride her ülke olmaz belki de, ben Arjantin'le ve Mercedes Sosa ile başlayım:

Arjantin: Güney Amerika'nın benim için en unutulmaz duraklarından. Yeryüzündeki cennet, yaşanası ülke.

Mercedes Sosa: Binlerce porteno(Buenos Aires'li) ile Rosedal'da canlı konserini izlediğimiz, halkın sevgilisi sanatçı - hükümet gibi kadın!!

Şarkı: Un Son para Portinari

June 06, 2006

Küba'dan Mektup Var!

P1080093 "Journey of a lifetime"ın hayat boyu hatırlanacak, ruhumda derin izler açan durağı Küba daki sevgili dostlardan mektup var! Habana Vieja daki unutulmaz doğumgünü partimin evsahibi, devrimin en ateşli yıllarının ambulans şoförü, şimdilerin buzdolabı tamircisi Jesse James'in mektubunu eve döndüğümde masamda buldum. Mektup birkaç ay önce eve ulaştığında, bizimkiler katlanmış kağıttan yapılmış ve üzeri boyanmış ev imalatı "zarf"a, ve zarfın üzerindeki "Jesse James" ismine hayret ve merakla bakmışlar...Hayret edecek birşey yok; Fidel'in adasında hayatlar alışveriş merkezlerinde ve "ofis P1020224 superstore" larda yaşanmıyor tabii, ama özenecek o kadar çok şey var ki orada da: Kadınlar "kadın" gibi, erkekler "erkek"; yokluk da paylaşılıyor canıgönülden, neşe de; "insan" gibi insanların yaşadığı fakir mahallelerin köhne sokaklarında evlerin ve gönüllerin kapıları hiç tanımadıkları yabancıya bile sonuna kadar açık...Duyguların coşkunun müziğin ve salsanın ülkesi Küba bu!!! Ayrıca ülkesi ile olduğu kadar kovboy ismi ile de gurur duyan; gecelerini kendi imalatı dev antenin ucuna bağlı - dandik radyosunda alman ve ingiliz radyolarının cızırtısını dinleyerek geçiren, koca yürekli dostum Jesse'nin bazı "basit"  ihtiyaçları var; çay kaşığı gibi; almanca kitaplar gibi...Hey gidi dostum; sana istemeyeceğin kadar kaşığı - ve materyali göndermek için elimden geleni yapacağım tabii ki, ama biliyorsun kolay değil...

June 05, 2006

Göz doyar mı? Ne kadar görse doyar?

Kocaman kitapçıları saatlerce gezip, 100 tane kitabı elleyip, onlarcasinin arkasini okuma, sonunda - cogunlukla-  sadece bir tanesini alma aliskanligima İstanbul'da da devam ediyorum. Özcan Ağaoğlu'nun "Sokakların Sesi - KÜBA" kitabı Fotoğrafevi Yayınları'ndan yeni çıkmış, siyah beyaz fotograflar henüz taze anılarımı coşturuyor. Kitabın girişinde ise Ece Temelkuran'in "Biz Burada Devrim Yapıyoruz Sinyorita" adli, Venezuella'yi, Chavez'i; ve sesi dünyaya, özellikle buralara zor ulaşan devrimini anlattiği kitabından bir alıntı var. Kitap harika, tavsiye ederim; ama şu kısmını önceden paylaşmak istedim; "yolculuk" ve "dönmek"le ilgili...

"Sen bir rota çizmiş olsan da kesinkes, yolun hep bir planı vardır senin hakkında. Yolları yolculuk, yola çıkanı yolcu yapan budur. Aldanmazsan, kapılmaz ve yanılmazsan varamazsın yolun gideceği yere. Yolculuğun gizi budur: Kaybetmezsen yolunu bulamazsın aslında.

Bir soru'n olmalı mutlaka. O soruyu sormalısın, kimsenin anlamadığı bir dilde konuşan ve hep aynı cümleyi tekrar eden bir derviş gibi döne döne aynı soruyu sormalısın. Cevap, başlangıçta tahmin ettiğinden ne kadar uzakta ise gerçeğe o kadar yakındır. Sarsılmamışsan, soru'nu kaybetmekten korkmuşsan, hiçbir yere gitmemişsindir aslında.

Düzenin bozulmalı. Evden çıkmak budur aslında. Yolculuk, bir düşmek ve kalkmak meselesidir. Eve yaralarla dönülmüyorsa hiç gidilmemiştir...

Sadece uzaklardan gelenler bilirler evlerinin kokusunu. Yollara, evlerimizi anlamak için çıkılır. Fakat yolda bulduğun cevaplar eve geldiğinde, yakalanmış kelebeğin renklerinin sönmesi gibi parça parça dağılır. Yola ait cümleler, yazıktır ki hep yolda kalır. Onlar, yolun cevaplarıdır. Döndüğünde anlatacağın hep biraz renksiz bir hikayedir. Cevaplar, suyun altında çok renkli görünen ama sudan çıkıp kuruduğunda renkleri sönen çakıl taşları gibidir. Bu, sana böyle gelir. Oysa yeni çocukların yeni yollara çıkması için o çakıl taşlarını getirmek, sözün büyülü suyuyla yeniden ıslatmak, renklerini yeniden canlandırmak gerekir.

Göz doyar mı? Ne kadar görse, doyar? Bazı gözlerin ne görse öğüten bir bakışı vardır; doymaz kapanana kadar. Akıl kaç soruyu cevapladığında soru sormaz artık? Belki akıl, cevapladıkça çoğaltır soruları. Kaç yüz gördüğünde görmüş olursun bütün yüzleri? Kaç tanışma sona erdirir şaşırmayı? Göğüs ne zaman sonuna kadar dolmuş olur aldığı nefeslerden? Son nefesini verdiğinde mi?..

Bazısı insanların, durulmadan ölür. Kimisi yosun tutmaz hiç. Dünya ve insanlık, o insanların hayalleriyle iyileşir."

May 31, 2006

Rakamlar...

Dunyatam - 14: ülkeyi dolaştım journey of a lifetime boyunca...

- 9,5: ay boyunca yoldaydım

- 288: gün boyunca yani...

- 75.842: kilometreyi havadan, "uçarak" geçtim

- 1000: dolar her ay için harcamayı "planladığım" miktardı

- 1000 x ?: doları sadece Küba'da harcadım!

- 9,5: kilo kaybetmişim de ondan Y. Zelanda'da en son aldığım pantolonu bir boy küçük almışım...

P1040373 - 72.825: kişi "neredeyim?" diye merak etmiş (site istatistiği)

- 1300: kişiyi bir günde ağırladı site, sonlara doğru...

- 229: post vardı bu akşam itibarı ile...

- 700: yorum gelmişti bunlara; yazı başına 3'ten fazla! :)

- 12: dolar verdiğim günler oldu,  Havana'da internetin saatine...

- 2: Kez Küba polisine rüşvet verdim...

- 4: kap yemeğe 1 dolar veriliyor gozunu sevdigim Ekvator'da!

- 4-5: dolar/ saat karşılığı ispanyolca özel ders almanız mümkün güney ve orta amerikada...

- 50: dolardan aşağı Avustralyada 1 gün geçiremez bir insan...

- 12.000: feet'den kendimi boşluğa bırakmanın heyacanı bambaşkaydı...

- 20: kilogramlık bir çantayla geri geldim; yola çıktığım gibi; ama içeriği çok değişmişti...

- 1: kez olsun pişman olmadım!

May 26, 2006

Uzun süren sessizliğin ardından...

P1070904_2 Ağustos ayından beri dünyanın çeşitli noktalarını merakla, neşeyle, heyecanla ve de hüzünle dolaşan Barış Akkiriş bugun saat 14.00'da Ataturk Havalimanı'ndan yurda giriş yaptı.Çıkar çıkmaz kendisini karşılayan "yüzlerce" basın mensubuna, ilk olarak :"eee nasığ diyoğlağğ, burası çok sıcak!" dedi. Özellikle bayan hayranlarının yoğun ilgisi karşısında ezilme tehlikesi atlatan Akkiriş'in oldukça kilo verdiği ve en az 2 gundur uykusuz kaldığı anlaşılıyordu. Bir miktar pound bozduran dandik macera adamının Turkiye ekonomisi hakkındaki yorumu ise ilginçti: "Londra'da dondurmaya verdiğimiz para ile burada 4 kişilik memur ailesi geçinir!".

Yine bilindiği üzere dönüşü için Atatürk Havalimanı'nda dün yapılan karşılama töreni ve fener alayı hazırlıkları sırasında havalimanı birazcık yanmıştı. Barış, aşk hayatının yine karıştığı ile ilgili iddiaları ise cevapsız bırakmayı tercih etti.