My Photo

Neredeyim?

Site güncellenince haber ver!


  • Lütfen mailinizi bırakın:
     
    Blog Updates by Bot A Blog

Yeni Eklenenler

XML

May 05, 2006

Yeni Zelanda Notları

P1070080_1 -         - Y. Zelanda 1800lerin sonunda kadınlara seçme hakkını veren, dünyadaki ilk ülke…

-          - 4 milyonluk nüfusa karşı, 40 milyon koyun var. “Koyun Sov” ve “Çiftlik Şov” terimlerini hayatıma katan ülke...

-          - Karşılaştığım en çevre bilinçli ve en nükleer karşıtı millet Kiwiler…

-          - Koyun kırpma rekoru 9 saatte 700 tane, yani 45 sn’de 1 koyun (koyun kırpıcıların meslek hastalıklarına değinmeyeceğim...:)

-          - Te-Whakarewarewatanga- o – te – opa – taua – a wahiao Maori köyünü ziyaret edip ilginç danslarını izleyebilir, ayrıca ismini bir kerede telaffuz edebilirseniz bedava birşey kazanabilirsiniz! (Attım, ama öyle olması gerek bence…)

-          Çiftliklerde koyunları sevip gütmek veya meyve toplamak isterseniz (bedava yemek ve yatacak yer, hatta bazen iyi bir para karşılığı) Y. Zelanda uygun bir yer.

-          Y. Zelanda gerekli belgeleri toplayınca hop diye vize veren harika bir ülke; yeter ki Brezilyada karşınıza çıkan Kiwi vize memurunun Türk bir sevgilisi olsun J (Vize memurları karşısında talihin yüzüme güldüğü nadir anlardan!)

-          Şehirlerarası otobüslerde şöförler devamlı konuşur ve geçtiğiniz yerlerle ilgili hikayeler anlatır; ayrıca bölgede kişi başına düşen hayvan sayısı - gayrimenkul fiyatları gibi faydalı bilgiler verir.

-          Y. Zelanda’da yılan ve öyle acaip zehirli örümcek vb haşarat yok, evcil hayvan çok; onun için ülkeye girerken gümrükte çok sıkı bir sorgudan ve aramadan geçersiniz…

-          Kiwiler çok kibar çok sempatik insanlardır, esneyince bile özür dilerler.. (Yoksa bir tek ben mi dilemiyorum??!)

May 03, 2006

Yeni Zelanda da NE yapılır?

P1070445 Yeni Zelanda Dünyanın en genç ülkelerinden biri, yani günlerinizi hatta haftalarınızı dolduracak tarihi kahramanlıklar, savaşlar, katedraller ve örf – adet - ananeler ülkesi değil…Tüm tarihi-klasik turizm destinasyonlarına alternatif olarak Yeni Zelanda “el değmemiş”  doğasını, doğanın içinde yapılabilecek her türlü “çılgınlığı” ve insanlarının (Kiwiler!) güleryüzünü ve misafirperverliğini sunuyor…Kiwilerin eğlence anlayışına bir iki örnek:

Kiwiler ticari Bungy Jumping’i “icat eden” millet…Ülkenin dört bir yanındaki köprüler, vinçler, yerden yüzlerce metre yüksekte kurulmuş platformlar kendilerini boşluğa bırakan kaçıklarla dolu…Ülkenin en meşhur ve “tüyler ürpertici” atlayışı Queenstown yakınlarında Nevis Highwire Bungy’de yapılıyor. Kafayı suya sokmaca, herhangi bir şeyle atlama vb serbest…Allah korusun!

P1070109

Canyon Swing: Dünyadaki en rahatsız aktivitelerden biri…Mesela bir versiyonunda yüz metreden daha yüksek uçurumun tam kenarında ilkokulda yaptığımız gibi sandalyeyle geri doğru sallanıp dengede durmamız bekleniyor. - Tam dengemizi kaybedeceğimiz anda hani öne atarız kendimizi, ayrıca yüz kerede bir kere arkaya devrilsek de sınıf arkadaşlarımızın eğlenmesi ve bizim biraz kızarıp bozarmamızdan başka bir şey olmaz…- İşte kendimizi geri bıraktığımız anda önce 60 metre serbest düşüyor, sonra saatte 150 km ile kanyonun diğer duvarına doğru fırlatılıyoruz. Allah akıl fikir versin.

P1070463

JetBoating: Güney adasının dik ve dar kanyonlarında normalde ihtiyacı olanın 100 katı bir motorla donanmış bir sürat motoruna binilir. O yollardan binlerce kez geçmiş pilot gaza sonuna kadar basar, siz son sürat üzerinize gelen kanyon duvarına bakıp Kelime i  Sehadet getirirken o son anda yön değiştirir ve hayatınız kurtulmuş olur…Nitekim en çok pilotların eğlendiği, biraz acaip bir aktivite…Allah hayatlar kurtaran o pilotların tuttuğunu altın etsin!

Biryerlerden atlamak zıplamak bana göre değil diyenlere: “O zaman şu kürenin içine otur, seni bir roket gibi fezaya doğru fırlatalım, sonra döne döne aşağı in, yer gök birbirine karışsın” diyorlar. Allah cezalarını...

Veya pek az yerde yapıldığından şüphelendiğim ZORBING; üstelik ister sulu ister susuz…Kocaman bir balonun içinde döne döne yamaçtan aşağı inmenin keyfini yaşayın; ailecek yapılacak keyifli bir aktivite.

P1070107 Bunların hiçbiri sarmadıysa helikopterle dar vadilerin içinde son sürat uçun, tepelerden tandem yamaç paraşütü veya yelkenkanatla havalanın, nehirde rafting ya da surf yapın.

  “Arkadaşım “normal” bir insanın yapabileceği, zevkli ve “normal” bir şey hiç mi yok?”  Vaaar, mesela Dünyada tek olduğunu sandığım “Koyun Şov”; Glowworm Mağaraları (hiç bir mağaranın tavanında milyonlarca “yıldız” görmemiştim), Alpleri aratmayan kayak ve snowboard, yerel hayvanları ziyaret, termal havuzda kebap…(Yani yapacak daha çok şey var J)

April 29, 2006

Skydive videosu...

Nzon_nzqt_2006_04_24_c1023_4838 4.000 -5.000 metre yüksekte seyreden bir uçakta kapıyı açıp, kendinizi dışarı atmak nasıl bir şey diye merak ederseniz şu kısa videoyu izleyin...(Not: Dosya 13 Mb!)

(Açılan sayfanın en alt sağ köşesinde "Free" butonuna tıklayın. 30 sn kadar bekleyin, gelen sayfadaki şifreyi girip yandaki butona basın...Çok kolay!:)

"Şimdiden çok sevdim; Yeni Zelanda'ya gidince bu işi öğrenip lisans alacağım, kendimi hergün boşluğa bırakmak isterim ben!!" diyorsanız şuraya göz atın: http://www.nzone.biz/index.cfm/Freefall

Eh şu şiiri de okuyun da kolaysa atlamayın; işte beni motive eden şiir:

I must not fear, fear is the mind killer.

Fear is the little death that brings total obliteration.

I will face my fear.

I will permit it to pass over and through me.

And when it has gone past i will turn the inner eye to see its path.

Where the fear has gone there will be nothing.

Only i will remain.

FRANK HERBERT

April 28, 2006

SKYDIVE: DİN GİBİ!!!

Nzon_nzqt_2006_04_24_c1023_4837_1 12.000 feet...Uçağın kapısı yavaşça yana doğru açılıyor...RÜZGAR!!! 10 sn. sonra bacaklarım ve vücudumun yarısı kapıdan sarkmış, gözlerim sonsuz maviliğe takılmış, hiçbirşey düşünemiyorum = paralize haldeyim...Din gibi!!!

(Flashback: Gece doğrudürüst uyuyamadım. 8.30'da buluşacaktık; ben 6.30'da ayaktayım. Sabah kalkınca ilk ne yaparsınız? Ben bugün muhteşem bir Queenstown sabahına uyandım (mavi gökyüzü!); yüzümü yıkadım; dişimi fırçaladım; pantolonumu giydim; kahvemi aldım; KENDİMİ 4.000 METREDE BİR UÇAKTAN ATMAYA GİTTİM!!!)

Herşey çok hızlı, düşünecek - hazırlanacak - konsantre olacak vakit yok.8.500 kez bir uçaktan atlayan Bulgar Krasimir'e sıkısıkıya bağlıyım; 10 dak. önce yerde tanıştık; "oooo komşuu!" deyip gülüştük...8.500 kez atlaması hariç hakkında hiçbirşey bilmediğim Krasimir, uçağın kapısında bana "gülümse!" diyor...Gülüyor muyum bilmiyorum; ama normalde hiçbir zaman yapmadığım ok işaretini yapıyorum! (Thumbs Nzon_nzqt_2006_04_24_c1023_4834 up!). Krasimir'i nasıl kırabilirim ki; şu an hayatımdaki en iyi dostum, kankardeşim, TEK varlığım...

(Flashback: Havaalanına giden minibüste yanımdaki saftirik Alman kızla laflıyoruz..."Bizim hiçbir şey yapmamız gerekmiyor değil mi yani şimdi??" diye soruyor...Sonra "12.000 feet kaç metre ki?!" diyor..."Yaklaşık 4.000 metre!"..."Coool!!!" diyor...)

Nzon_nzqt_2006_04_24_c1023_4844 Krasimir saydı: "One - Two - Three... - GO!". Çok YANLIŞ birşey...Çok HASTA birşey...Bir an uçağı gördüm, sonra dağları, sonra altımızdaki gölü, sonra yine masmavi göğü, bu kez uçak çok küçüktü...3 milyon saat gibi geçen 3 saniyeden sonra Krasi omuzuma vuruyor; yani kollarımı açma zamanı; öyle anlaşmıştık...Şİmdi saatte 200 km hızla düşüyoruz; karşımızda da fotoğrafçı; zaten fotojenik değilimdir, hayatımın en salak ve şuursuz pozlarını veriyorum, yine "Thumbs Up!!"... Sonra göle ve dağlara bakıyorum: MUHTEŞEM!!!

Biraz sonra fotoğrafçı el sallıyor, ve "FLOP!" diye bir ses duyuyoruz. 45 sn'lik sonsuz gürültüden (=Rüzgar!) sonra, sonsuz sessizlik...Bütün extremleri 1 dakika içinde yaşıyoruz bugün. Krasi "Bak Queenstown!" diyor...Ben tekrar nefes alıyorum...ALLAHIM O NE ATLAYIŞTI!!!!!!!!!!!

April 27, 2006

Mt Cook a neden çikamadım?

P1070341 Çünkü rehberli çıkışlar Şubatta sona ermişti; çünkü rehbersiz veya ekipsiz çıkmam sözkonusu bile değildi; çünkü rehber bulsam bile "$ 3500 cik" istiyorlardı; çünkü devamlı yağmur yağıyordu...Yine de Avrupa alplerini aratmayan Mt. Cook ve köyünde güzel günler geçirdim, sırılsıklam olduğum ama sonu sıcak bir kahveyle biten  keyifli yürüyüşler yaptım...

-

-

P1070363_1 P1070366_1 P1070388 P1070379 

April 26, 2006

Guzel Anlar - 15 - Dusman saflarinda tek basima...

P1070484 25 Nisan 2006 ANZAC gunu gecesi "düşman" saflarinda tek basimayim. Christchurch Senfoni Orkestrasini izlemeye gelen guleryuzlu, beyaz sacli, kirmizi yanakli tonton ihtiyarların yas ortalamasi 80... Bu gece "Gallipoli" yi dinleyecek ve 1915 yilinda yuzbinlerce genc hayatin, hayalin ve hepsi birbirinden farkli yüzbinlerce "hikayenin" bir kac ay icinde yok olmasini anacagiz. En ön siradayim, arkamdaki tontonlara dönüp salonun tepesine astiklari dev "gelincik" cicegini gosteriyor: "biliyor musunuz ben Turkum, bu cicekler de Gelibolu'nun cicekleri" P1070491_1diyorum...Tabii ki biliyorlar; ANZAC koyunda ölen askerlerin orada gördüğü kıpkırmızı gelincik cicegini, her ANZAC Günü yakalarina takiyor Kiwiler, hatirlamak icin...

Program "God save the Queen" ile basliyor; sonra ben M. Kemal'in "Taarruzu degil, ölmeyi emretmesi"ni dinlerken huzunle karisik bir gurur duyuyorum...

Sonra Yeni Zelanda "Dag Basini Duman Almis"i, Battle Hymn of Republic (=Glory Glory Halleluuuujah!) ve Yeni Zelanda seferberlik türküleri bütün salon hep bir agizdan soyleniyor...2. Dunya savasi veteranlari da aniliyor, bu sefer "Lili Marleen"e ben de eslik ediyorum; yanimdaki yasli cift oyle coskulu ve icli soyledi ki birkac dakika icin o yillara geri döndüler sanki...

 

45. Guney enleminde sonbahar...

P1070312_1 P1070327 P1070213 P1070385 P1070386 P1070398 P1070318 P1070377

P1070269_2  Bu sonuncusu da bir cafede bana verilen ilahi mesaj...

April 25, 2006

Yegenime ilk kartim...

3 haftalık yegenim Kerem'e dogduktan sonraki ilk kartim...(bir digerini dogmadan atmistim). Bu kartlardan aldığı ilhamla ileride büyük bir gezgin ve macera adamı olmasını umuyorum, Concon duymasın :)...

P1070194_2 P1070196

Christchurch'de bir yürüyüş günü ve akşamı bunlar yaşandı...

P1070203_1 P1070199 P1070208 P1070216 P1070222  P1070259   

P1070242  P1070256_1   P1070282_1  P1070300

Ülkenin en "tarihi" tramvaylarından biri Katedral Meydanı'ndan aldığı turistlere şehir turu attırdı; her yaştan Kiwi, Avon nehrinin kenarında kendini belki de son kez sonbahar güneşinin insafına bıraktı; kutup kaşifi Robert Falcon Scott soğuğa alışkın olduğundan onlara her zamanki gibi tepeden baktı; yapraklar hışırdadı; antika gezi teknesi şehir içinde bir teknenin gidebileceği son noktaya kadar gitti ve kalan son iskeleye yanaştı; bedava Canterbury Müzesi'nde gürültücü ilkokul çocukları ve çok uzaklardan gelmiş, saatlerce kutup kaşiflerinin eşyalarına bakabilen biri dolaştı; akşamüzeri meydandaki satranç tahtasında siyahlar büyük bir hata yaptı; bisikletle işten eve dönen Christchurch'lüler tramvay rayları konusunda kimbilir kaçıncı kez uyarıldı; 10 yaşında bir kız 140 yaşında katedrala karşı çığlık çığlığa taklalar attı; hava karardığında meydanda ateş püskürten adam yeni numaralar denedi ama seyirciler en güzel kısmında bırakıp çoktan gitmişti; gece çöktü şehir sessizliğe büründü ellerim cebimde kaldığım yere yürüdüm...

April 24, 2006

All Blacks ve HAKA!!!

"All Blacks" Yeni Zelanda Rugby milli Takımı, ve Kiwiler rugby'e ve All Blacks'e tapiyor. Haftasonları en buyuk eglencelerimizden biri bir lokal pubda biralarımızı yudumlayıp, benim yeni yeni anlamaya basladigim bu oyunu izlemek...Takimin her maçtan önce yaptığı Maorilerin mirası "Haka" dansı yuzlerce senedir oldugu gibi mücadeleden önce rakiplere gözdağı vermeyi amaçlıyor, işte Fransa'ya karşı All Blacks Haka'sı...